Anasayfa

Gözpınar köyünün haberleşme merkezine hoşgeldiniz...

 

Anasayfa

Anılar

Tarih

Makaleler

Haberler

Videolar

Fotoğraflar

Soyağaçları

Şiirler

Misafir Defteri


Televizyonlar

Dost Siteler

Gazeteler

Köy siteleri

A.Güven Sitesi


Dikkat...Dikkat

Web sayfalarındaki yazıları okumakta zorluk çekiyorsanız, Cntl ve + tuşlarına birlikte basarak yazıları büyütebilir, Cntl - tuşlarına basarak tekrar küçültebilirsiniz...



Gözpınar, Maraş'ın Afşin ilçesine bağlı şirin bir köydür. İlçenin batısında yer alır. Afşin'e olan uzaklığı mevcut yol üzeriden yaklaşık 10 km'dir. Aslında Kötüre üzerinden değil de, Birecik - Odun Gediği üzerinden yol alınsa, orası 7 km. uzunluğunda bir mesafedir. Gözpınar, batısında bulunan Dırmık Dağının eteklerinde kuruludur. Kuzeyinde Teknebaşı Dağı ve Nişanıt Köyü, doğusunda Birecik, güneyinde Kötüre Köyleri ve batısında Göncü (Zalxacı) den İgdemlik'e kadar uzanan Kıskavak ve Dırmık Dağları ile çevrilidir. Ceyhan'ın bir kolu olan Göksun Suyuna karışan Göçayır Deresi Gözpınar'ın ve Kamolar'ın önünde geçer. 

Nüfusu şimdilerde azalsa da 500 dolayındadır. Köken olarak Kürt-Alevidirler. Dini bakımdan tutucu değildirler, daha çok , 
" Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözüne rağbet ederler. 
Türkü bahçemizde, sizlerden gelen istekleri yayınlamayı düşünüyoruz.... Sizlerin beğendiği ve diğer okurların beğenisine sunup ortak duygular oluşturmayı düşündüğünüz her parça listemizde yer alacaktır...

12 EYLÜL  DEVAM EDİYOR...
Kadim Lacin


Karabasanı yargılayamadık, hesaplaşamadık, sadece konuştuk... ve arada 30 yıl geçti. Oysa bu ülkede 30 yılda 3 darbe yapılmıştı. 1960, 1971 ve en kanlısı 12 eylül 1980’de gerçekleştirilmişti askeri cuntanın. Bedelsiz demokrasi sahipleriydik, hak edilmemiş özgürlükleri sahiplenmiştik! Verenler her 10 yılda bir tekrar alıyorlardı, her seferinde daha kanlı baskınlarla ‘yönetime’ el konuluyordu gecenin karanlığında. Ülkede sessiz ve dikensiz bir gül bahçesi yaratmak adına bütün insanlar askeri içtimaya çekilmişti. Sokağa çıkma yasağı, askeri talimatlar ve cunta bildirileri peş peşe camii veya belediye hopörlerinde seslendirlmekteydi, bir baştan diğer başa ülkenin yerleşim alanlarında. Tek güç, tek iktidar, tek yönetim artık askeri diktatörlüktü. Ya biat edeceksin, ispiyoncu veya itirafçı olup onaylayacaksın her dediklerini, yada yakaladıklarında hücre ve hapishanelerde işkenceye çekileceksin. Askerlerin doktor olduğu hastanelere, rütbelilerin savcı-hakim olduğu mahkemelerde sorgulanacaksın ve cezalandırılacaksın onların yazdığı kanun maddeleriyle. Sıradan bir onbaşı veya karakol bekçisi ‘general’ kesiliyordu. İnsanlar içtimaye çekilip, selam verip, saygı duruşuna zorlanmaktaydı! İnsan ve toplumsal yaşamın bütün alanlarında asker sorumluydu ve herşeyi kendi çıkar ve haikimiyeti için düzenlemişti! Sivil, askerin kulu veya kölesi durumundaydı!

Devamı »»

 

BİR ANNE’NİN ÖZGÜRLÜK AŞKI....

Kadim Laçin


ozgurlukBir Anne nasıl tarif edilir, bunu herhalde en iyi şekilde Anne’ler tarif eder. Henüz bir yaşında ki çocuğu ile ilk defa uçağa binen bir Anne önce çocuğunun emniyet kemerini bağlamış. Uçakta önce çocuğunu güvenceye almayı çalışmış. Uçak havalanmadan önce hostesler uçuş emniyeti için yolculara tehlike anlarında  güvenlik için enformasyon vermeye başlamışlar. O anne ise bunlara aldırış etmeden kendi bildiği annelik yöntemleriyle çocuğunun emniyetini almaya başlamış. Bir süre sonra hostes bu anne’nin yanına gelerek, yaptığının yanlış olduğunu söyler. Anne’ye derki ‘ önce sen kendini emniyete al, sonra çocuğunu..’ Anne yanıt verir ‘nasıl olur önce çocuk yaşamalıdır,o daha yeni doğdu ben 40 yaşındayım ölsem de önemli değildir’ der.. Bu tartışma hostesin talimatı ile son bulur. Bir Anne için çocuğu herşeydir, bir anne çocuğu için bütün eziyetleri ve ölümü dahi göze alır. Anne doğa’dır ve anne’de duygular her zaman öne çıkar. O bir korumacıdır insan ve doğa için! İnsan denilen varlık içerisinde en kutsalıdır anne! Çünkü bütün kötülüklere, çirkinliklere karşı sevgiyi baş tacı yapar yaşamında, onu öğitler çocuklarına! Mutluluk ve özgürlüğün hasıl olacağı bir yaşamın sürüp gitmesine çaba harcar.Anne ezilenlerin safında olması, güzelliklerin savunucusu olması Ata erkil topluluklarından bu yana süregelmiştir. Sınıflı toplumlara geçilmesiyle dünyamızda iktidar olan erkek egemen otoritesine karşı en çok direnen kadın olmuştur, en çok ezildiği kadar! Bizim yakın tarihimizde Margaret Thatcher (eski İngiltere başbakanı) ve Tansu Çiller (eski Türkiye başbakanı) gibi anneler savaş ve katliamları örgütlediler. Başka da savaş ve ölüm çığırtkanlığı yapan bir anne’yi hatırlamıyorum.Çünkü anne toprak,su, güneş ve doğa kadar yaşamsaldır. Bütün anne’ler, barış ve kardeşliği isterler, mutluluk ve özgürlüğü savunurlar.

 

Devamı »»

BARIŞ  SAVAŞÇILARI...

Kadim Laçin


güvercinBu gün 1 Eylül, dünya barış günü! Aslında 1 Eylül, Alman emperyalizmi’nin Avrupa ve dünya üzerinde hegemonya kurmak için düğmeye bastığı gündür. Alman tarihinin en ırkçı ve faşist yüzü olan Hitler ikidarı, o gün Polonya’ya saldırmıştı. 1 Eylül 1939, Hitler faşizminin yeryüzüne faşizmi iktidar yapma projesinin ilk uygulandığı gündür. 6 yıl süren savaşta 74 milyon insan yaşamını yitirdi, sadece Sovyetler Birliği’nde 22 milyon insanın hayatına mal oldu. SSCB ve müttefiklerinin Hitleri durdurmasıyla sona eren savaş sonrası oluşturulan BM (Birleşmiş Milletler)’nin kararıyla her 1 Eylül dünya barış günü ilan edilmişti.
Savaş ve Barış...birbirlerine zıt iki farklı kelime, farklı iki kutup’tan, ancak aynı yerkürede konumlanan iki ayrı dünyanın üzerinde çatıştığı çıkarların kavramları! Bazen içeçe yaşayan ve birbirlerini ihtiyaç gören argümanlar! Barış için savaş, savaşın sona ermesi için barış! Son 50 yıldır coğrafyamızda yeni doğan insanlara isim olarak ta verilen bu zıt tanımlalar la  hergün iç içe yaşarız!
Barışı anlamak için önce savaşın son 100 yılda insanlığa faturasına bakmakta yarar vardır. Önce Savaşın sonuçlarına kısaca göz atalım.

Devamı »»

 

Yas Kararlari yasmi Kurumu?

Xido Bexeber

 

Efendim gecenlerde TSK icerisinde önemli  bir yeri iskal eden bir ahbabimla telefon vasitasiyla  hasbuhal ettik.

Yahu azizim nedir bu son atama hadisesi  dedim.

Azizim bu atama hadisesi degil kepazeligi desek yeridir, zira yasanan tam anlamiyla bir cirpinistir, bu cirpinis bana biraz su mesur meseleyi anlatiyor…

Adamin biri Esegi ile Nigdenin Bor ilcesine  Pazara gider, ama Esegin yavasligi ve birazda kendisinin erken kalkmayisi sonocu BOR (Bor madeni Tip alani basta olmak üzere bir cok alanda cok yararli bir madendir, bu ilce adini bu Bor madeninden alir)  pazarina geckalir, geciktigini bile bile yinede bir umut diyerekten ilk gördügü Vatandasa sorar „Nigde pazarina geldimidi bazar gectimola“ der.

Vatandas cevap verir „Gecti  Borun Bazari sür Esegi, sür esegini Nigdeye“ der.

Simdi bu Militerlerin durumuda bu Bor Bazarina gec kalan Bizim köylünün halini hatirlatiyor inana…

Anli  sanli  Cumhuriyetin Ordusunun 85 yillik Iktidarinda Mutlu mesut yasarken, nasil olupta cikarlarda, Ayol bu gidisatiniz gidisat degil, size bir dur demek gerekiyor…

Devamı »»


Kısa Kısa

Haberler

Kamolarda tel örgü...

 

Kamolar da evlerin ve bahçelerin bulunduğu mekan tel örgü ile korumaya alınıyor. Kışın kimsenin yaşamadığı mezrada, ağaç ve arazileri korumak amacıyal çekilen teller, tamamlanmak üzere. Ayrıca köyün çeşmesini eski mezarlığın bulunduğu yere kadar çıkarma projeside gündemde.

 

 

 
»» GÖNCÜ POSTASI
»» Yazarlar
»» Başlıklar
»» E-Mail:
dergi

 

 

Son güncelleme: 05.09.2010



| Copyright © 2008 | iletişim: gozpinar.net |